19 Şub 2017

»Aziz Martin« ve SPD

F. Alman sosyaldemokrasisi »şifacısını« bulmuş umutsuz hasta gibi seviniyor ve »nihâyet halktan birisinin« F. Almanya’da daha sosyal (!) politikalar gerçekleştireceği müjdesini veriyor. Burjuva medyası ise, Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz’un SPD’nin Şansölye adayı olarak ilân edilmesiyle birlikte »sol« iktidar olasılıklarının arttığını bildiriyor. Sahiden de, SPD’li Frank-Walter Steinmeier’in F. Cumhurbaşkanı seçilmesi de göz önünde tutulduğunda, bir sosyaldemokrat değişim rüzgârının esmeye başladığı düşünülebilir.

10 Şub 2017

Hadım edilmiş kediler ve sosyalizm

Vakfın yıl sonu hesapları, raporlar, seçim kampanyası, yarım kalan kitap çalışmaları, toplantılar derken, bir hayli bunalmış olarak kendimi okumaya vermeyi düşünüyordum. Sabah 4:30 – 6:30 mesaisi yapayım, nasıl olsa kimse bu saatte aramaz deyip, masa başına geçtikten kısa bir süre sonra telefon zırlamaya başladı. Ahizenin öbür ucunda Willy hoca, hınzırca, »Ne yani, belediye başkan adayı oldun diye, seni arayamayacak mıyız?« diye homurdandı.

28 Oca 2017

Suphilerden günümüze

Kemalist burjuvazinin 96 yıl önce 28 Ocak gecesi Karadeniz’in karanlık sularında gerçekleştirdiği katliamın Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasî cinayeti olduğu konusunda şüphe yok. O günlerde Anadolu’da başlayan kalkışmayı bir toplumsal kurtuluş savaşına dönüştürmek amacıyla ülkeye dönen Türkiye Komünist Partisi kurucularının katledilmeleri bir tesadüf değildi. Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesiyle Türk burjuvazisinin günümüze dek değişmeyen katliamcı, inkarcı ve çirkin yüzü gün yüzüne çıktı.

Polis devletine doğru

Göçmen ve mültecilerin varlığının – sadece bugün değil, her zaman – Avrupalı emperyalist devletler tarafından iç ve dış politikada bir araç olarak kullanıldığına uzun yıllardan beri yazılarımızda dikkat çekmeye çalışıyoruz. Avrupa’da faaliyet gösteren kimi devrimci-demokratik göçmen örgütleri nedense bu gerçeği unutup, emperyalist devletlerin hükümetleri ile »ortaklaşa« sorun çözebilecekleri hayalinin peşinde koştuklarından, bu gerçeği güncel bir örnekle tekrar anımsatma gereği doğdu.

6 Oca 2017

»Demokratörlük«

Günümüz burjuva medyasına baktığımızda, en çok kullanılan kelimenin »demokrasi« olduğunu görebiliriz. Savaşlar, işgaller, sermaye lehine alınan kararlar, toplumsal mücadelelerle elde edilmiş kazanımların yok edilmesi ve her insanın doğuştan elde ettiği hakların, yani her milliyetin kendi dilini, kültürünü koruma ve kendi kaderini tayin haklarının verilmemesi, her defasında »demokrasi«ile gerekçelendirilir. Herhalde »demokrasi« kadar içi boşaltılmış bir kavram yoktur.

31 Ara 2016

Mesele insan kalabilmek gülüm...

Kan, gözyaşı, ölüm ve yıkım dolu bir yılı daha geride bırakıyoruz, yitirdiğimiz onca canın acısını dindirememişken henüz. Gelen gideni aratacak kaygısıyla 2017’ye bakıyor, savaş ateşinin, kanser hücreleri misali, her yeri çürüteceği düşüncesiyle ürperiyoruz. Hiç şüphe yok; karanlık, hem de kapkaranlık zamanlardan geçiyor, kan denizlerinde boğuşuyoruz. Haramilerin saltanatı ebediyen sürecekmiş gibi görünüyor gözümüze. Korku ve nefretin etrafımızı sardığı bugünlerde, körüklenen kör düşmanlıkların zehirli atmosferinin hakim olduğu derin kuyularda gibi hissediyoruz kendimizi.

Savaş Avrupa’da!

Artık hiç şüphe yok: savaş Avrupa’da! İkinci Dünya Paylaşım Savaşı sonrasında »barış coğrafyası« olduğu iddia edilen Avrupa, emperyalist yayılmacılığın ve kapitalist sömürünün sonuçlarını artık doğrudan kendi merkezlerinde yaşamaya başladı. Paris’te, Nice’de, Zürih’te veya Berlin’de terör eylemlerini kimin, hangi örgüt adına gerçekleştirdiği önemli değildir. Önemli olan, bu terör eylemlerine yol açan nedenlerdir. Terör eylemi bir sonuçtur ve nedeni ortadan kaldırılmadan son bulmayacaktır.