Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesi ve
görevi devralmasının ardından, »vaatlerini« yerine getirdiğini kanıtlamak için
televizyon kameraları önünde şaşaa ile imzaladığı Kanun Hükmünde Kararnameler,
içeriklerinden bağımsız kıta Avrupası’nın başkentlerinde »korkulan oluyor«
algısının yaygınlaşmasına yol açıyor. Avrupa’daki burjuva medyası – ki gerek
ABD ile işbirliğinin derinleştirilmesini isteyen Transatlantikçileri, gerekse
de AB’nin ABD’ne rağmen dünya gücü olmasını hedefleyen Avrupacıları
destekleyenler olsun – hemen her fırsatta Trump yönetiminin »ırkçılığını ve
milliyetçi egoizmini« öne çıkaran haber ve yorumlar yayınlıyor, AB elitleri,
bilhassa F. Alman emperyalizminin siyasî temsilcileri Trump’ın serbest
ticarete, uluslararası işbirliğine ve Transatlantik ortaklığa »ne denli zarar
verdiğini« tekrarlamaktan usanmıyorlar.
29 Mar 2017
2017: »Demokratörlük« döneminin başlangıcı mı?
Dünyanın kan denizine döndüğü 2016 yılı
bittiğinde, yeni yılda dünyanın değişebileceği umuduna kapılanlar, henüz
2017’nin ilk saatlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen cihatçı katliamla hayal kırıklığına
uğradılar. Emperyalist-kapitalist dünya düzeninin vahşi gerçekleri, dünyanın
takvim sayfalarının yırtılmasıyla değil, ancak ve ancak ezilen ve sömürülen
sınıfların ortak mücadelesiyle değiştirilebileceğini bir kez daha kanlı bir
biçimde kanıtladı. Maalesef milliyetçiliğin ve mezhepçiliğin yaydığı vebalı
nefesin zehirlediği geniş emekçi kitleler – aynı zamanda ezilen ve sömürülen
sınıfları temsil etme iddiasında bulunan kimi kesimler de, bunu hâlâ
göremiyorlar. Nitekim sosyal medyada yer alan yılgınlık ve korku dolu mesajlar
buna işaret ediyor.
19 Şub 2017
»Aziz Martin« ve SPD
F. Alman sosyaldemokrasisi
»şifacısını« bulmuş umutsuz hasta gibi seviniyor ve »nihâyet halktan birisinin«
F. Almanya’da daha sosyal (!) politikalar gerçekleştireceği müjdesini veriyor.
Burjuva medyası ise, Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz’un SPD’nin
Şansölye adayı olarak ilân edilmesiyle birlikte »sol« iktidar olasılıklarının
arttığını bildiriyor. Sahiden de, SPD’li Frank-Walter Steinmeier’in F.
Cumhurbaşkanı seçilmesi de göz önünde tutulduğunda, bir sosyaldemokrat değişim
rüzgârının esmeye başladığı düşünülebilir.
10 Şub 2017
Hadım edilmiş kediler ve sosyalizm
Vakfın yıl sonu hesapları,
raporlar, seçim kampanyası, yarım kalan kitap çalışmaları, toplantılar derken,
bir hayli bunalmış olarak kendimi okumaya vermeyi düşünüyordum. Sabah 4:30 –
6:30 mesaisi yapayım, nasıl olsa kimse bu saatte aramaz deyip, masa başına
geçtikten kısa bir süre sonra telefon zırlamaya başladı. Ahizenin öbür ucunda
Willy hoca, hınzırca, »Ne yani, belediye başkan adayı oldun diye, seni
arayamayacak mıyız?« diye homurdandı.
28 Oca 2017
Suphilerden günümüze
Kemalist burjuvazinin 96 yıl önce
28 Ocak gecesi Karadeniz’in karanlık sularında gerçekleştirdiği katliamın
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasî cinayeti olduğu konusunda şüphe yok. O
günlerde Anadolu’da başlayan kalkışmayı bir toplumsal kurtuluş savaşına
dönüştürmek amacıyla ülkeye dönen Türkiye Komünist Partisi kurucularının
katledilmeleri bir tesadüf değildi. Mustafa Suphi ve yoldaşlarının
katledilmesiyle Türk burjuvazisinin günümüze dek değişmeyen katliamcı, inkarcı
ve çirkin yüzü gün yüzüne çıktı.
Polis devletine doğru
Göçmen ve mültecilerin varlığının
– sadece bugün değil, her zaman – Avrupalı emperyalist devletler tarafından iç
ve dış politikada bir araç olarak kullanıldığına uzun yıllardan beri
yazılarımızda dikkat çekmeye çalışıyoruz. Avrupa’da faaliyet gösteren kimi
devrimci-demokratik göçmen örgütleri nedense bu gerçeği unutup, emperyalist
devletlerin hükümetleri ile »ortaklaşa« sorun çözebilecekleri hayalinin peşinde
koştuklarından, bu gerçeği güncel bir örnekle tekrar anımsatma gereği doğdu.
6 Oca 2017
»Demokratörlük«
Günümüz burjuva medyasına
baktığımızda, en çok kullanılan kelimenin »demokrasi« olduğunu görebiliriz.
Savaşlar, işgaller, sermaye lehine alınan kararlar, toplumsal mücadelelerle
elde edilmiş kazanımların yok edilmesi ve her insanın doğuştan elde ettiği
hakların, yani her milliyetin kendi dilini, kültürünü koruma ve kendi kaderini
tayin haklarının verilmemesi, her defasında »demokrasi«ile gerekçelendirilir.
Herhalde »demokrasi« kadar içi boşaltılmış bir kavram yoktur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)